Bir yılı aşkın süredir dünya gündemine oturan, hayatımızı kısıtlayan ve tüm kısıtlamalara rağmen sevdiklerimizin aramızdan ayrılmasına neden olan bir süreç yaşıyoruz. Ve bu süreçte COVID-19 ile mücadele dünyanın dört bir yanında sürüyor. Tüm dünyada ülkeler aşı üretmeye ya da tedarik etmeye çalışıyor. Ülkemizde de 2 çeşit aşı temin edilerek vatandaşlarımıza sunulmuş olup yerli aşı için de çalışmalar devam etmektedir.

Faz-3 aşamasına gelen bir aşının ruhsat alabilmesi için ciddi yan etkilerinin olmaması şartı olduğunu da hatırlatmak isteriz.

Bununla birlikte aşı kararsızlığı ya da aşı karşıtlığı da bir halk sağlığı tehdidi olarak gündemde yerini koruyor. COVID-19 aşılarına yönelik bilimsellikten uzak, spekülatif söylemler de bu sorunu besliyor. Esasında aşı karşıtlığının tarihi, aşılar kadar eski. Ne yazık ki bilimde yaşanan gelişmeler de bu duruma bir son verebilmiş değil. Oysa son dönemde “özgürlük” kisvesine büründürülmeye çalışılan aşı karşıtlığı, bir yılı aşkın süredir yaşadığımız pandeminin sona ermesindeki en büyük engellerden birisi. Bugün COVID-19 aşılarına yönelik kullanılan argümanların birçoğu ise geçmişteki başka aşılar için kullanılan söylemlerle aynı.

Tıbbın da Aşının da Alternatifi Olmaz

Bugün pek çok alanda bilimsel etkisi kanıtlanmamış tedavi yöntemlerini, bitkisel tedavileri, hatta yiyecekleri aşıya karşı alternatif olarak sunan isimlerle, söylemlerle karşılaşıyoruz. Aşılar, hastalıklara karşı en basit, en etkili, en güvenli koruma yöntemidir.

Aşı karşıtlarının argümanlarında sıklıkla başvurdukları “kısırlık, otizm” gibi yan etkilerin bir karşılığı bulunmamakla birlikte aşılar hafif ve tolere edilebilir yan etkilerle kişiyi ve toplumu korumaktadır.

Aşı karşıtlığı ve aşı kararsızlığı sadece aşı olmayan kişilerin hayatını riske atmaz; salgının devamına da neden olur.

Bu doğrultuda;

  1. Havaların güzelleşmesiyle kapalı alanlardan çıkmamızın da verdiği etkiyle tıpkı geçen yaz olduğu gibi vakalarda ve buna bağlı olarak ölümlerde azalma olmaktadır. Bu bizi aldatmasın tekrar kapanma yaşamamak için havaların soğumaya başlayacağı Eylül ayına kadar aşılarımızı tamamlayalım.
  2. Önümüzdeki bayramlar, tatiller ve yaşadığımız sosyalleşme ortamları sosyal mesafemizi korumamıza ve maske kullanmamıza engel olmasın.
  3. Virüsü köşeye sıkıştırdığımızı düşünürsek daha güçlü gelmemesi için Maske – Mesafe – Temizlik üçlüsünü uygulamayı ihmal etmeyelim. Virüse son darbeyi de aşılanarak vuralım.
  4. Vatandaşlarımız randevu alarak hastanelerde ve aile hekimliklerinde aşı olabilecekleri gibi randevu almadan belirli noktalarda kurulan standlarda aşılarını olabilmektedirler.



Ek Dosyalar